Ana içeriğe atla

Dünya Veteriner Hekimler Günü Kutlu Olsun

Hekimlik mesleği, neredeyse insanlık tarihiyle yaşıttır. Aslında "mesleği" ifadesi bir noktada hekimliği kısıtlayan bir ifadedir. Zira hekimlik yalnızca bir meslekten ibaret olmayıp bir yaşam biçimidir. Fedakarlık, özveri ve azim gerektirir. Hekimlik mesleği, neredeyse insanlık tarihiyle yaşıttır. Aslında “mesleği” ifadesi bir noktada hekimliği kısıtlayan bir ifadedir. Zira hekimlik yalnızca bir meslekten ibaret olmayıp bir yaşam biçimidir. Fedakarlık, özveri ve azim gerektirir.

Bilinen en eski çağlardan bu yana insanoğlu ve hayvanlar hep iç içe yaşayagelmiştir. Bu da bir canlı olarak hayvanların da tıpkı biz insanlar gibi bakım ve beslenmeye olan ihtiyaçlarını artırmış ve bir diğer yandan yeni ve farklı hastalıkların ortaya çıkmasına ve yayılmasına neden olmuştur.



 Mısır’ın Kahun Papirüsleri (M.Ö 1900) ve Antik Hindistan Vedik Çağı, veteriner hekimliğin bilinen ilk yazılı verilerini oluşturmaktadır (1). Bundan başka veteriner hekimliğin tarihçesi de oldukça uzun süren ve çeşitli bir gelişim izlemiştir. Avrupa’da ilk veteriner okulu, Fransız bir veteriner hekim olan Claude Bourgelat tarafından Fransa, Lyon’da 1762 yılında açılmıştır(2). Ülkemizde ise ilk Veteriner Hekimliği öğretimine 1842 yılında Godlewsky isimli prusyalı bir askeri veteriner hekim tarafından İstanbul'da, 12 öğrenci ile öğretim süresi 3 yıl olarak başlamıştır. Dersler 1849'da Maçka'daki Harp Okulu'nda, 1853'te Taşkışla'da, 1873'te Galatasaray'daki Askeri Tıp Okulu'nda verildi. 1886'da ilk Baytar Rüştiyesi teşkil edildi. Bu Rüştiye'yi bitiren öğrenciler Çengelköy'deki askeri İdadiye, oradan da Baytar Mektebine gitmeye hak kazanıyorlardı. Baytar Mektebi 1905'te Haydarpaşa semtinde yeni inşa edilen Tıp Mektebi binasının bir kanadına nakledildi. Diğer yandan 1889'da ilk sivil Veteriner Mektebi kuruldu. İlk mezunlarını 1893'te verdi. Bunlar arasında şair Mehmet Akif Ersoy da bulunuyordu. Olayların kronolojik sıralaması ise şu şekildedir (3)


1. 1894'te İstanbul'da Mülkiye Baytar Mekteb-i Alisi kuruldu.
2. 1909'da ilk olarak bir Veterinerler gurubu Avrupa'ya 2 yıllık ihtisasa gönderildi.
3. 1920'de sivil ve askeri Veteriner Mektepleri "Baytar Mekteb-i Alisi" adı altında birleştirilerek Selimiye'deki binalara nakledildi.
4. 1928'de okulun adı "Yüksek Baytar Mektebi" şeklinde değiştirildi.
5. 1933'de istanbul'daki Mektep, "Baytar Fakültesi" adı altında Ankara'ya taşındı. Ve öğretim modern tesislerle daha iyi bir şekilde yapılmaya başlandı.
6. 1937 Haziranında "Baytar" deyimi yerine "Veteriner Hekim" deyimi kabul edildi. Baytar Fakültesinin adı da Veteriner Fakültesi oldu. 1934 yılında bilimsel terimlerde Arapça’dan Latince’ye geçildi.
7. 1939'da öğretim süresi 5 yıla çıkarıldı.
8. 1948'de Veteriner Fakültesi Ankara Üniversitesi bünyesine alındı.
9. Daha sonra 1960 yıllardan günümüze kadar sırasıyla Elazığ, İstanbul, Bursa, Konya, Van, Kars, Aydın, Burdur, Diyarbakır, Urfa, Hatay, Kırıkkale, Afyon, Kayseri, Samsum, Sivas ve Balıkesir illerinde Veteriner Fakülteleri kuruldu.


Bunların yanı sıra tarihte veteriner hekim kimliği bilinmeyen bir çok ünlü, yazar gibi insanlar da vardır.


1. Mehmet Âkif Ersoy:Çoğumuzun bildiği gibi Mehmed Akif Ersoy bir veteriner hekimdi.
2. Merver Ansel:Belki de hiçbirinizin duymadığı bu isim, veteriner hekimliği tarihimiz açısından oldukça önemlidir. Çünkü Merver hanım, ülkemizde yetişen ilk bayan veteriner hekimdir. Merver Ansel, 16 Ağustos 1902 yılında Kazakistan’da doğmuştur. Merver Ansel, 1935 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ni bitirerek “İlk Türk Kadın Veteriner Hekim” unvanını da elde etmiştir(4).


3. Cengiz Aytmatov: 12 Aralık 1928’de SSCB’de doğan, dünyaca ünlü Kırgız Türkü Cengiz Aytmatov, veteriner hekim olmasının yanı sıra edebiyat dünyası için de büyük bir kalemdir. Az da olsa insanlarca bilinen bir yönüdür veteriner hekimlik. 2008 yılında meslektaşımız ve usta yazarımız olan Aytmatov aramızdan ayrılmıştır.

4. Kemal Cemil:Yüzbaşı Kemal Cemil bey, muhtemelen adını hiç duymadığınız biri. Ancak meslektaşlarımın çok iyi bildiği ölümcül ve zoonoz bir hastalık olan Ruam’ın (Mankafa hastalığı) aşısını bulup kendi üzerinde deneyecek kadar cesur ve gözüpek bir vatanseverdi(4).

5. Burada ise adını bilmediğim ancak ülkemiz hayvan sağlığı ve refahı hususunda sayısız emekleri geçen meslektaşlarımızdan bahsedeceğim.Yıl 1762, Avrupa ve diğer birçok ülkede hayvancılığa çok ağır darbe vuran bir hastalık ortaya çıkar.

Hastalığın adı Sığır Vebası (Rinderpest, Malkıran, Çor)’dır. Sığır Vebası hayvancılık için o kadar ağır bir darbe olmuştur ki başta Fransa olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde veteriner fakültelerinin açılmasına neden olmuştur.

Milyonlarca hayvan telef olmuş ve sosyoekonomik anlamda çok ciddi sorunlar baş göstermiştir. Ülkemizde I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Sığır Vebası ülke hayvancılığını adeta bitirme noktasına getirmişti. İşte bu dönemlerde bu hastalıkla mücadele etme uğruna meslektaşlarımız gece-gündüz ayrımı yapmadan aşı ve aşılama çalışmalarında bulunmuşlardır.

Uzun ve yoğun süren çalışmalar sonucunda hastalık eradike edilmiş ancak 1969 yılında Van ilimizde tekrar ortaya çıkmıştır. Ancak özverili ve fedakarlıkla yapılan çalışmalar sonucunda bu hastalık tekrar ortadan kaldırılmıştır. Günümüzde halen Şap, Brusellozis (peynir hastalığı) ve Tüberküloz gibi salgın hastalıklarla mücadele edilmekte ve meslektaşlarımız mesai saati gözetmeksizin günlerce, haftalarca, aylarca çalışmışlardır.

Ülkemiz hayvancılığı, hayvan sağlığı ve refahı ve insan sağlığı için yapılan insan üstü çabalar ve özveriler ne yazık ki çok çabuk unutulmuş veya hiç öğretilememiştir.

Üzücüdür ki günümüzde bile veteriner hekimlerin insan sağlığı adına verdiği fedakarlıklar hep göz ardı edilmiştir.


KAYNAKÇA
1. Thrusfield, Michael (2007), Veterinary epidemiology, Wiley-Blackwell,ISBN 978-1-4051-5627-1, retrieved 21 November 2011
2. Hunter, Pamela (2004), Veterinary Medicine: A Guide to Historical Sources, Ashgate Publishing, Ltd. Pp. 611, ISBN 0-7546-4053-1
3. http://veteriner.mehmetakif.edu.tr/?page=genelbilgiVht
4. https://groups.google.com/forum/#!topic/veteriner-gida-hijyeni/iU-FQUGCi5Q
5. Ivan Katic (2012), Pioneer Female Veterinarians, Crotian Academy, Switzerland

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Beslenebilecek En Tatlı 10 Küçük Köpek Cinsi

1. Maltese (Malta Köpeği) Bu cins çok fazla tüy dökmez, bu yüzden hayvan tüyü ile ilgili sorunlarınız ve alerjiniz varsa bu cins harika bir seçenektir. Arkadaş canlısı köpeklerdir. Diğer köpek ve kedilerle iyi anlaşırlar. Bu köpek sürekli bir insan temasına ihtiyaç duyacağından, bakımına çok fazla zaman ayıramayacaksanız akıllı bir seçim değildir. Bir Maltese’ i  harika şeklini korumak için düzenli olarak taramanız gereken düz ve uzun beyaz tüylü postundan rahatlıkla tespit edebilirsiniz. Malta Köpeklerinizi yakınınızda tutun ama çok fazla ilgi göstermeyin çünkü bu davranış bozukluklarına sebebiyet verebilir.

En Çok İlgi Gören 21 Kedi Türü

1. Abyssinian Abyssinian Algılayıcı ve zeki olan Abyssinian kolay eğitilir. Uyanık, oldukça yetenekli ve canı isteyince sokulan sevgi dolu bir kedidir. Her zaman kendisine meşgul olacak bir şeyler bulabilir.  Kafası hafif üçgendir ve yumuşak hatlara sahiptir. Burun kısmı sivri veya köşeli olmaktan ziyade çukur bir görüntü verir. Güzel bir kesimi olan kulakların uçları dik ve sivridir.  Gözler altın rengi veya yeşildir. Kuyruk uçları ise kedinin üzerindeki en koyu renkten daima bir ton daha koyu olur.

Sevimli Hayvan Fotoğrafları Stresi Azaltıyor

Fotoğrafların gücünü hafife almayın... Sevimli ev hayvanlarının fotoğraflarını ya da hayvanların aniden belirdiği resimleri paylaşmak bazı kişiler için önemsiz bir uğraş gibi gelebilir ama bilimsel veriler, bazı fotoğrafların strese iyi geldiğini ve insanları mutlu ettiğine işaret ediyor. Sevimli Hayvan Fotoğrafları Stresi Azaltıyor İngiliz Psikoloji Derneği"nden Dr. Simon Moore’un Independent gazetesinde yer alan makalesine göre, insanlar görsel yaratıklar. Ve beyinlerimiz görsel bilgiye meyilli. Görsel verilerle ilgili bu hassasiyetin evrimsel bir temeli var. Gözler, ortamın güvenli (bu durumda pozitif duyguları harekete geçiriyor) ya da riskli (öfke ve korku temelli duyguları harekete geçiriyor) olup olmadığını söylüyor.